13 Mayıs 2015 Çarşamba

replika telefonlar ve din bilgileri43

 replika telefon


replika telefonlar ve din bilgileri43 bugün replika telefonlar sizlere özel olarak hazırladıgı bu bilgileri sizlere sunuyor ve sizinde bildigini gibi replika telefon diyorki
IH48 yılında “Yardımlaşma Demeği" niteliğindeki işçi ön^ütlen içinde örgütlenen matbaa işçileri İtalya'da sendikal hareketi başlattı lar \ncdk. Dc\ let işçi örgütlenmeleri karşısında “yasakçı" konumda olduğundan, İShl'de gerçekleşen İtalyan Birliğinden sonra Toskana dışında ülkenin her yerinde uygulanan 1859 tarihli Sardunya Ceza ^ asası, örgütlenmeyi ceza yaptırımına bağlamıştı. Bu yasa işverenlerin işçi ücretlennı azaltmak amacı ılc birleşmelerini 385. maddesinde işçilerin işi geçici de olsa durdurmaları veya işi yapmaktan kaçınmaları veya fazla ücret istemleriyle ilgili iş uyuşmazlıklarını 386. maddede cezalandın iması gereken suçlar olarak tanımladı. 1889 yılına kadar bu durum sürdü Daha sonra, Zanardelli Ceza Yasası, Sardunya Ceza \ asasını v'ürürlükten kaldırdı. Bundan dolayı işçilerin örgütlenmelen önündeki yasaklar kaldınidığından örgütlenmeleri daha sonra serbestleşti. Kamu ışyerlen dışında şiddet ve tehdit olmaksızın yapılan grev \e lokavt uygulamaları suç olmaktan çıkarıldı. Öte yandan, Italyan mahkemelen tarafından
“F^îrlik Paktf* ıRoma Anlaşması) imzalayarak (ienci j:>v* Konfedere, yomı (COntcderazione Generale halıana Del Lavaro-C(iİI,)nu dular Bu Konfederasyon uç genel sekreter tarafından yönclileceğu^ cicn yöneticiliğine antı-faşıst direnime katılmış kişiler atandılar^^
Başlangıçta komünistler ağırlıklan sebebiyle Konfedcrasy(„^^j uluslararası komünizmin amaçlarına alet etmek istemiş ve birçok sıy^. sı prev yapmaya başlamışlardı Ancak 1947 yılında Komünistlerin ve Sı>»yalıstlenn hükümetten çıkanlmalan üzenne Parti Genel Sekreteri tarafından başlatılan genel grev. Konfederasyon içindeki bırlıgm de sona ermesine sebep olmuştur .
Sendikal düzende, sendıkalann kanunen tanınması toplu ış st»/ leşmelcnntn teşmili, sendika birlikleri gibi faşist rejimin bazı temd ö/cllıklenne sahip ikincil yapı ve davranış benzerliklerine sahip kav ram ve kurumlar 1947 Anayasasıyla devam ettirildi. Bu arada sendikaların demokratik yapıya kavuşturulmaları eski dönemin sakıncalarını ortadan kaldırmaya yetmedi. Bu belirsiz durum, askeri hükümetin bir emriyle önce faşist sendikalar dağıtılıp, bütün sendikalara hürriyet tanınarak giderilmeye çalışıldı. 28 Kasım 1944 tarihli 369. sayılı kanunun 23 maddesinde işçilere asgari koruma garantisi tanınarak böy-lece bütün gücü toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanmasına bağlayan faşist rc]imm etkilen azalmış oldu^^.
1947 tarihli Italyan Anayasasında işçi işveren ilişkilerine ilişkin temel prensip olan sendika özgürlüğü açıkça vurgulanarak, 39. maddesinde "işçi sendikalarının kurulması serbesttir” hükmüne yer verilmiştir Bu hüküm her şeyden önce aynı Anayasanın 18. maddesindeki demek kurma özgürlüğü genel prensibinin daha da pekiştirilmesine yönelikti, sendikal özgürlük, geleneksel olarak bireysel örgütlenmek, hukuken bir şarta bağlı kalmadan bir sendikaya üye olmak veya sendikadan aynlmak, değişik sendikalar arasından birini seçmek veya herhangi bir sendikaya üye olmaktan kaçınmak hakkını içermektedir, fakat bundan başka devletin sendikaların iç sorunlarına karışması, örneğin, sendıkalann yasada tanımlanan yetki sahası içinde onların amaçlan ve örgütlenme modellerine karışılması yasaktır. Sendika içi demokrasi prensipleri ve sendika tüzüğü gereğince sendikaların
nınma ıstckIen 39. maddeyi içeren hükümlerden sadece birisidir Bu madde hükmü bütün sendikalara hatta tanınmayan (ehliyetsiz) sendikalara dahi uygulanabilir Bununla beraber diğer şartlar, örneğin; en fazla temsil yeteneğine sahip sendika statüsünün kazanmak için asgari sayıda veya oranda üyeye sahip olmaya ilişkin gerekli olan koşullann yasal dayanakları İtalyan Anayasasının 39. maddesinin 2. fıkrasından çıkanlmaktadır^^.
0Belçika^da Sendikal Hareketin Tarihi Gelişimi
Sanayileşme süreci Kıta Avrupası ülkelennde aynı tarihte oluşmamıştır. Kimi ülkede sanayi devrimi önce, bir kısmında ise; daha sonra gerçekleşmiştir. Kapitalizmin katı kuralları içinde bireysel ış sözleşmelerinin sınırlarına bağlı olan işçiler, sefalet ortamında çalışmak durumunda kalmışlardı. Buhar gücünün makineye uygulanması sonucu işçi sayısının artmasına karşın ücret düzeyinin düşmesi işçileri örgütlenmeye yöneltti.
1810 yılında Belçika'da Fransız iht«I.^Mnden sonra ortaya çıkan gelişmeler üzerine birlikler ve mesleki teşekküllerin kurulmaları yasaklanmıştır. Ancak Belçika'nın bağımsızlığının ilanından sonra geçici hükümet yayınladığı bir Kararname ile 16 Ekim 1830’da koalisyon hürriyetini tanındığını açıkladı. Koalisyon hürriyeti temel hakkı daha sopra 7 Şubat 1831'de yapılan Anayasanın 20. maddesi ile tanınarak, 1810 tarihli Ceza Kanunu ile örgütlenme temel hakkının yasaklanması uygulaması da sona erdirilmiştir^.
31 Mayıs 1866'da yapılan bir yasal düzenleme, birlikler oluşturulmasını yasaklayan "kuralları tamamen kaldırarak çalışma özgürlüğünü ceza yaptırımı ile güvence altına alınmıştır. Öte yandan 1867 yılında yürürlüğe konulan Ceza Kanununun 310. maddesiyle sendikal organizasyonların faaliyetlerine ve de özellikle grev hakkının uygulanmasına getirilen sınırlamalar da kaldırılmış daha sonra örgütlenme hakkı, 24 Mayıs 1921'de yapılan bir yasal düzenlemeden sonra bir başka Kanunla bütün yönlen ile güvence altına alınmıştır.
Belçika kanun koyucusu 19. Yüzyılın sonundan itibaren bütün meslek birliklerine hukuki bir şekil vermek için çalışmalar yapmış, bu amacı gerçekleştınnek için Mesleki Birlikleri
IH9S tanhJı Kanun "Meslek Bırlıklen Kanunu” ve 27 Haziran I92> t^hli "Kâr Amacı Gütmeyen Demekler Hakkındakı Kanun”ian kabuj etmiştir Ancak yayın ve kontrol sebepleriyle bu Yasa sendikalara diğer mesleki birlikler ^»ıbı kurulma hakkını vermekten kaçınmıştır Bu sebeplerden dolayı da olsa işçi sendikalarına diğer mesleki bırlıi^. lere venlen tüzel kişilik hakkı tanınmadığını görmekteyiz
Buna karşılık bir meslek birliği veya kazanç gayesi olmayan birlikler şeklinde organize olmuş işveren mesleki birliklerinin hukuk düzeninde tüzel kişilik olarak kabul edilmeleri söz konusu olabiliyor-du
Belçika Anayasasında toplantı ve demek kumia özgürlüğü düzenlenmiş ise de: sendika özgürlüğü ve sendikal örgütlerden söz edilmemektedir Ancak bu durum Belçika'nın Uluslararası Çalışma ()rgütu’nun Sendika Hürriyeti ve Komnmasına Yönelik 87 Sayılı So/leşmeyi 13 Temmuz 1951 tanhınde. Teşkilatlanma ve Kollektıf Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına Yönelik 98 Sayılı So/leşmeyı de 20 Kasım 1953 tarihinde bir kanunla onaylayarak ıç mc\zuat haline getirmesine engel oluşturmamıştır. Ulusal düzeyde birlik kumia özgürlüğü de 24 Mayıs 1921 tarihli Yasa ile güvence altına alınmıştır
Kollektıf anlamda koalisyon özgürlüğü Belçika'da kabul edilmiş olduğundan sendikaların faaliyette bulunması için yetkilendirilmeye \e sıale ihtiyaçları bulunmamaktadır. Bu nedenle işçi sendikalarının hüyiık çoğunluğu tüzel kişiliği bulunmayan "fiili demekler" olarak ta*ılıyet göstermektedirler 31 Mayıs 1898 tarihli ve 27 Haziran 1921 tarihli V asalar sendikalara tüzel kişilik tanıma imkanı veren kanunlar olmasına karşın, sendikalar güvenlikleri bakımından gerekli görülen sorumluluklardan kurtulmak için tüzel kişilik hakkı veren yasal düzenlemelere uymaya yanaşmamaktadırlar. Gerçekten sendikaların tüzel kişilik kazanma zomnda olmaması, onlara öteki örgütlere oranla daha rahat çalışma olanağı
melerle ışçi-ışveren ilişkilerinde ortaya çıkan sorunlara çözüm getirilmesine katkıda bulundukları gözlenmektedir’*.
K) Danimarka'da Sendikal Hareketin Tarihi Gelişimi
Danimarka'da ilk sendika 1860-1870 yıllan arasında kurulduktan sonra, sendikal hareket gelişerek yerel sendikalarla merkezi sendikalar birleştiler. Sendikaların faaliyetlerini geliştirmek için 1872'dc Kopenhag'da yaptıkları bir toplantıyı polisin basıp yöneticileri hapse atmasında sonra Enternasyonal İşçi Demeği(l. Enternasyonal) kapatıldı. 1873’de yeniden bağımsız sendikalar kurulmaya başlanmış ve I808'de de Danimarka Sendikalar Federasyonu (LO) kurulmuştur Birliğin o tarihte 38'i milli sendika, 25'i yerel sendika olmak üzere 63 üyesi bulunuyor, sendikalı işçi sayısı da 60. OOO'e ulaşmıştı^\
DanimarkalI işçilerin sendikalaşmasına karşılık işverenler de hareketsiz kalmayarak I896’da Danimarka İşveren Birlikleri Federasyo-nu(DA)nıı kurmuşlardır. İşveren Federasyonunun 1899 yılında uyguladığı lokavt da işverenlerin güç gösterisi yapması bakımından oldukça etkili sayılmaktadır^.
1899 yılından itibaren Kamu Makamları; Danimarka Sendikalar Federasyonu (LO) ve Danimarka İşveren Birlikleri Federasyonu (DA)'nu karşılıklı olarak birbirlerinin sosyal partnerleri olarak görülmüştür. Bunun sonucu olarak kamu makamları her iki üst organizasyon olan LO ve DA'ya yetkiler vermişlerdir. Öte yandan çalışma hayatında başka sendikalar da olmuş ve kuralların hepsi her iki üst organizasyona olduğu gibi onlara da uygulanmıştır^\
Avrupa Birliği üyesi Danimarka'nın yasalarında işçi sendikası kurma hakkı ve özgürlüğünü düzenleyen yazılı kurallar bulunmaktadır. Ancak 1982 yılına kadar bunlarla ilgili genel bir yasal düzenleme mevcut değildi. Danimarka da işçi ve işveren taraflarının ana organizasyonları arasında 1889 tarihli Eylül Antlaşması olarak bilinen bir sözleşme mevcuttu. Anılan
fcıınjlu>/ânnın herhangi hır müdahalesi olmaksızın yönetim hakkın^ VCT verilmiştir Bu »o/le$fnede. işçi sendikaları ve işveren kuruluşları, na uyc olma öz^rlu^u ile ilgili açık hır hüküm bulunmamaktadır AiK'ak hu hak ve o/|nırlük ış mahkemelerince yorumlandığından toplu İŞ vo/lesmesı hakkının tanınması için bir koşul olarak değerlen, dirilmektedir"*
Hu antlaşmaya, tarafların arasında çıkan uzun ve zorlu toplu iş uyuşmazlığında, işveren organizasyonunun işçilere karşı lokavt uygulaması ile son verilmiştir Buna karşılık sözleşmenin birkaç nıadde.sı halâ taraflar ve onların işyerleri için önemlidir. Örneğin sözleşmede, işverenin, işçilerin ve onların kuruluşlarının herhangi bir müdahalesi olmaksızın doğrudan yönetim hakkına yer verilmiştir. Ayrıca grev vt lokavtın şekli de kurallara bağlı kılınmıştır. Bu anlaşma 1960 yılına kadar yürürlükte kaldı 1960 yılında Eylül Anlaşmasının yerine "Esas Anlaşma”(llauptvcreınbarung) olarak adlandırılan bir anlaşma yapıldı Danimarka çalışma hayatında toplu iş hukuku açısından 1960 Anlaşması’nın bir dönüm noktası oluşturduğu ileri sürülmektedir*’.
Bu tür düzenlemeler halen iki büyük kuruluş arasındaki 1981 tarihli ana sözleşmede yer almaktadır. Eylül sözleşmesinin büyük etkisi ile işçi sendikalarına ve işveren kuruluşlarına üye olma özgürlüğü konusuyla ilgili .sözleşmelerde açık bir düzenleme olmasa da ana sözleşme bu konuyu teminat altına almıştır. Öte yandan, iş mahkemeleri bu hak ve özgürlüğünü yorumlayarak tarafların karşılıklı olarak birbirlerinin yetkisini kabul etmeleri gerektiğini benimsemiştir. Sonuç olarak bu hak ve özgürlüğün toplu iş sözleşmesi hakkının tanınması için önceden gerekli olan bir şart olduğu kabul edilmelidir
Danimarka’da örgütlenme özgürlüğü; 1953 Danimarka Anayasasının 7K. maddesinde, her yurttaşın Kanunla belirlenmiş amaçlara uygun olarak kamu makamlanndan önceden izin almaksızın koalisyon "kurma" hakkına sahip olduğu belirlenerek güvence altına alınmıştır üu hak, birliklere önceden izin almaksızın "girme" hakkını da içerisine almaktadır. Anaya.sa’nın 78. maddesi aynı zamanda Anayasaya
aykırı olmayan Birliklerin koalisyon hürnyctıne kamu kurumlannın müdahalesini yasaklamakla Parlamento da sendıkalann hedcflennı, sendikaların hukuka aykın olup olmadığınu ya da yasal olmayan amaçlar için çalışıp çalışmadığını Kanun çerçevesinde denetleyebilme hakkına sahip kılınmıştır.
Danimarka yurttaşlarına hukuksal amaçlarla demek ve konfederasyon kurma hakkı tanınmıştır. Anayasa'da grev hakkı güvence altına alınmamakla beraber çalışanların örgütlere üye olup olmama hakkı Anayasada açıkça gösterilmemiştir^'^.
1982 tarihinde Parlamento tarafından kabul edilen 1990 yılında değişikliğe uğrayan Feshe Karşı Korunma Kanununa göre; bir Birliğe mesleki teşekküle işçinin üye olması sebebiyle işverenlerin işçilerini işten çıkaramayacaklarım. I), işverenlerin, bu hükme aykırı olarak işçilerini işten çıkarmaları halinde Mahkemenin, işten çıkarılan işçinin işine tekrar geri dönme kararını vereceği kabul edilmiş ise de; bu imkan sadece kamu sektörü işverenleri için getirilmiş bir hükümdür. Öte yandan, işçinin sendikaya üye olması sebebiyle işten çıkarılması halinde, ilgili sendikanın da işverenin toplu iş sözleşmesine aykırı hareketinden dolayı ış mahkemesine dava açabileceği ve açtığı dava ile işverenin para cezasına çarptırılmasını talep edebileceği kabul edil-mıştır -
h) İsveç’de Sendikal Hareketin Tarihi Gelişimi
Avrupa ülkeleri, hatta dünya ülkeleri içerisinde endüstri ilişkilerinin gelişmesi sebebiyle İsveç örnek bir ülke olarak gösterilmektedir. İsveç sisteminde sendikacılık hareketi ve endüstri ilişkileri refah toplumu içerisinde sosyal tarafların uyumlu bir şekilde birleştiklerini göstermektedir^*.
İsveç'in endüstri ilişkilerinde örnek oluşturmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan, ilki ülkenin 8 milyon nüfusa sahip bulunması, feodalizmin öteki Avrupa ülkelerinden önce tasfiye edilmiş olması, siyasi kurumların daha erken gelişmeye başlaması. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından çok az bir tahribatla çıkılması, sosyal yapı olarak (ırk ve din) homojen bir özellik göstermesi, örgütlenme bilincinin
JACOBSEN. s. 28. AKTAY\ s. 152 AKTA). 5. 179.. replika telefonlar sundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder