9 Şubat 2015 Pazartesi

tablet ekranı tamiri,nden islam bilgileri6

 tablet ekranı tamiri


tablet ekranı tamiri,nden islam bilgileri6 bugün tablet ekranı tamiri sizler icin hazırladıgı yazılarını sizlere sunmak icin elinden gelen gayreti gösteriyor ve atkadaslar tablet ekran tamiri diyorki Revâkıyyûn) felsefesine tâbi’ olanlara göre, (Yalnız iyilik, fazilet ve yalnız kötülük fıskdır, günâhdır. Sıhhat, hastalık, zenginlik ve fakirlik, hattâ hayât ve ölüm ne iyidir; ne de kötüdürler. Onları iyi etmek insanın kendi elindedir. İnsanın, Allahü teâlânın takdirine ya’nî kadere inanarak kendi irâdesini Allahü teâlânın irâdesine tâbi’ eylemesi lâzımdır. İnsanlık bir sürüye benzer. Onun çobanı, akl-ı umûmî ya’nî (Logos)dur ki, yaratıcı tabî’at kuvvetidir. Bütün insanlar kardeşdirler. Onların müşterek babaları (Zoz), ya’nî (Tanrı)dır. Zoz, kâinâtın ya’nî bütün âlemin rûhudur. Kadîmdir, birdir. Diğer ilahlar onun cüzleri, ya’nî parçalarıdır.) [Eski yunan felsefecilerinden Zenonun fikrlcrine tâbi’ olanların yoluna (Revâkıyyûn) denir. Bu felsefeye (stoicisme) denir.Batıda üç uknûm fikrini ilk def’a ortaya atan filozof Time (Timeios)dir. Mîlâddan beşyüz sene kadar evvel, Lokres şehrinde yaşıyan Time, Pisagorun talebelerindendir. Bu üç uknûm [asi, esâs] fikrini hocasından öğrenmişdir. [Pisagor (Fisagor veyâ Pythagoras) mîlâddan önce 580 senesinde Sisam adasında doğdu. 500 senesinde Metaponteda öldüğü rivâyet edilmekdedir. Doğum ve ölüm târihlerinde çeşidli ihtilâflar vardır. Genç yaşında İtalya-nın Kroton şehrine gelmişdir. Buradan çeşidli seyâhatlar yapmış, Mısr ve Ortadoğuda, uzun zemân kalmışdır. Mısrda kaldığı zemân içerisinde, eski Mısr dîni ve inançları hakkında geniş ma’lûmât sâ-hibi olmuşdur. Üçlü tanrı inancı ve tenâsüh fikrini Mısriılardan öğrenmiş ve bunları kabûl etmişdir. Mısrda öğrendiği şeylerden birisi de. Hendese [geometri] idi. Bugün, pisagor nazariyyesi [teorisi] diye bilinen geometri faraziyyesi de, tecribî olarak, o zemân Mısrda bilinmekde idi. Mısra Bâbilden gelmişlerdi. O zemân Bâbilde ilm-i nücûm [astronomi], matematik ve müneccimlik san’atı çok ileri idi. Bunları, büyük Peygamber olan İdris aleyhis-selâmdan öğrenmişlerdi. Pisagor, Bâbile de giderek, bunları iyice öğrendi. Tekrar Kroton şehrine döndü ve bir mekteb açdı. Kendi ismi ile anılan yeni bir yol, hattâ yeni bir fırka kurdu. Kendisine inananlar tarafından çok efsâneler uydurulmuş; peygamber, hatta ilah olduğu iddiâ edilmişdir.

Pisagor, varlığın aslının (arche) ya’nî sayı olduğunu söyledi. Ona kadar olan sayıları, mukaddes [kutsal] kabûl etdi. Bilhâssa bir, iki ve üç sayılarını; üç asi kabûl etdi. Pisagorcular, bir sayısının âlemin değişmez ve ebedî kaynağı ve ilk uknûm, ya’nî en büyük tanrı olduğunu, iki sayısının dişiliği ve dünyânın bundan meydâna geldiğini ve ikinci uknûm olduğunu, üç sayısının ise, âlemdeki ebedî üçlüğü gösterdiğini ve üçüncü uknûm olduğunu iddiâ ederler. Dünyânın ve âlemin aslının, bu üç uknûm olduğunu söylerler. Meselâ, âlemin esâsı (beden, can ve rûhdur) derler. Bunun gibi (tabî’î, beşerî ve tanrı âlemi) olarak, üç âlemden meydâna geldiğini söylerler. Pisagorculara göre, herşey üçden mü-rekkeb olduğu gibi, yaratma da, bu üçlükden ortaya çıkar. Bunlar yaratıcı irâde, yıldız akımı ve her an birâz dahâ kemâle eren âlem imiş. Pisagorun sayıları husûsunda ve diğer felsefî görüşleri hakkında Gomperzin (La Pensee Grecque) kitâbında geniş bilgi vardır. Pisagora göre, ilk uknûm, ya’nî her dilediğini yapabilecek olan tanrı, akl ile anlaşılamaz..İşrâkıyyûn) felsefesine tâbi’ olanlar, sulh ve merhameti çok tavsiye ederler. Hattâ, bir kimse, bir başkasına ihsanda bulunurken duyduğu lezzet, başkasının kendisine ihsanda bulunurken duyduğu lezzetden, tatdan çokdur, derler. (Bu felsefeye (Illu-minisme) denir ki, Pisagor ve yeni Eflâtûncuların yoludur. Yeni Eflâtûnculuğu kuran Plotindir ki, hareket noktası Eflâtûnun ide-alar nazariyyesidir.] Mevcûd İncillerde îsâ aleyhisselâma nisbet edilen (Vermekde olan lezzet, almakdaki lezzetden çokdur) sözü, İşrâkıyyûn felsefesinin esâs prensibinin aynıdır. [Revâkıyyûn ve İşrâkıyyûn felsefecilerinin, din kitâblarından ve din âlimlerinden öğrendikleri şeyleri, kendi fikrleri ve buluşları gibi bildirdikleri, buradan da anlaşılmakdadır. Büyük İslâm âlimi imâm-ı Mu-hammed Gazâlî “rahmetullahi aleyh”I*l, böyle olduğunu (El-münkızü ınineddalâl)ve (Tehâfüt-ül-felâsife) kitâblarında uzun bildirmekdedir.Eflâtûnun kurmuş olduğu felsefe mektebi, fikrleriyle berâber yedi, sekiz asr yaşadı. Bu felsefe mektebinin görüşleri İtalyanın dışına çıkmış, bilhâssa mîlâdın üçüncü asrında Iskenderiyye mektebinde en büyük te’sîrini yapmışdı.] Eflâtûnun diğer felsefî görüşleri ile berâber, üç uknûm fikri de, Iskenderiyye mektebleri-ne geçmiş ve îsâ aleyhisselâmın zuhûru sırasında bu mektebler-de okutulmakda idi. Hattâ, o zemânlarda yehûdî âlimlerinden olup, İskenderiyyede meşhûr olan Philo dahî, bu teslîs, üç uknûm fikrini, Mûsâ aleyhisselâmın dîninin inanç esâsları içinde bulmak istemişdir. Bu istekle, (Tevrâtda bildirilen dünyânın altı günde yaratılmış olduğu doğrudur. Çünki, üç sayısı altının yarısıdır. İki sayısı da, altının üçde biridir. Bu adet hem erkek, hem dişidir. Tanrı, akl ile izdivâc edip, akldan sevdiği oğlunu meydâna getirmişdir ki, bu dünyâdır) demişdir. Philo meleklere, kelime-i ilâ-hiyye dediği gibi, dünyâya da kelime-i ilâhiyye demişdir. Bu da, Eflâtûnun felsefesindendir. [Dahâ sonra yeni Eflâtûnculuk adını alarak devâm eden Eflâtûn felsefesi, en büyük darbeyi Nasrâ-nîliğe, İsevîliğe vurdu. Yeni Eflâtûnculuğun en kuvvetli olduğu zemân, mîlâdın üçüncü asrıdır ki, hıristiyanlığın Roma devletinin dîni olduğu zemândır. Bu felsefeye inananlar, Allahü teâlânın varlığına, birliğine ve îsâ aleyhisselâmın peygamberliğine inanmak olan tevhîd dînini, tahrîf etdiler. Dahâ sonra, bu dîne putperestlik de sokuldu. Mîlâdın dördüncü asrında yaşayan Saint Augus-tin (354-430), Eflâtûnu hıristiyanlaşdırmağa çalışır. kadere râzı olmak, tevekkül üzere bulunmak, insanları Allahın oğulları, çocukları kabûl edip, Allahü teâlâyı hepsinin müşterek babası kabûl etmek, yalnız İncillerin haber verdiği şeyler değildir. İncîllerden yüzlerce sene önce. Yunan felesofları arasında mevzu’ olup, konuşulan [ve çeşidli felesofların değişik şekllerde anlatmaya çalışdıkları] şeylerdir. [Çünki bunlar, İlâhî dinlerde. Peygamberler tarafından bildirilmişdir.] Teslise âid sözlerin, eski İlâhî dinlerde ve hakîkî Încîllerde bulunmayıp, eski Yunan fe-lesofları tarafından uydurulmuş olduğu ve hıristiyanlığın Yuna-nistana ve İskenderiyyeye yayılmasından sonra yazılan bütün Încîllere, sonradan ilâve edildiği muhakkakdır.tablet ekranı tamiri sizin icin sundu.



tablet ekran tamiri, tablet ekranı tamiri,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder