7 Mart 2015 Cumartesi

samsung note 4,den islam bilgisi77

 samsung note 4


samsung note 4,den islam bilgisi77 bugün samsung note 4 cok calıstı ve sizin bu islam yazılarını hazırladı samsung note 4 sizin icin diyorki Bu mektûb, yine Pehlivan Mahmûda yazılmışdır. Bir kimsenin, saçını, sakalını îmân ile ve ibâdet ile ağartmasının büyük ni'met olduğu ve gençlikde korku, ihtiyârlıkda merhamete sığınmak lâzım olduğu bildirilmekdedir:Hak teâlâ, her ân kendisi ile bulundursun. Bir kimsenin saçının, sakalının siyâhlığını, îmân ile ve ibâdetler ile ağartması ne büyük ni’metdir. Resûlullah «aleyhissalâtü vesselâm» hadîs-i şerîfde, (Saçını, sakalını müslimân olarak ağartan afv olunur) buyurdu. Allahü teâlânın sonsuz merhametini düşününüz. Günâhları afv edeceğine güveniniz! Gençlikde, Allahü teâlânın kahrından, azâbından korkmak, titremek lâzımdır. İhtiyârlıkda afvına, merhametine sığınmalı-dır. Evveliniz ve sonunuz selâmet olsun!
Âfet-i gamdan aceb, dünyâda kim âzâdedir? Herkesin bir derdi var, madem ki, âdem-zâdedir. Bir hûmâ-yı zevki bin sayyâd-ı gam ta’kîb eder. Böyle bir mevhûma bilmem, halk neden üftadedir?
Bu mektûb, mirza Alî Cân için yazılmışdır. ölüm için sabr dilemekdedir:

Hak teâlâ, hepimizi islâmiyyetin doğru caddesinde bulundursun «alâ sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye»! Enbiyâ sûresi otuzbe-şinci ve Ankebût suresi elliyedinci âyetlerinde, (Her canlı, ölümün tadını tadacakdır!) buyuruldu. Bunun için, her insan ölecekdir. Ölümden kurtuluş yokdur. Hadîs-i şerîfde, (Ömrü uzun, ibâdetleri de çok olana müjdeler olsun!) buyuruldu. Dostu dosta ölümle kavuşduruyor-1ar. Bunun için, Allahü teâlânın âşıkları, ölümü düşünerek tesellî buluyor, üzüntüleri azalıyor. Ankebût sûresinin beşinci âyetinde, (Allahü teâlâya kavuşmak istiyenler! Biliniz ki, Allahü teâlâya kavuşmak zemânı herhalde gelecekdir) buyuruldu. Evet, biz geride kalanlar ve nefse esîr olanlar ve kavuşanların, kurtulanların aradıklarından mahrûm kalanlar, zararda ve başı yerdeyiz. Ni’metlerini size saçan merhûme, günümüzün en kıymetli varlığı idi. Onun size olan ihsânla-rına karşı, şimdi sizin de ona ihsân etmeniz lâzımdır. Düâ ederek ve sadaka vererek her ân yardımına koşunuz! Hadîs-i şerîfde, (Mezâr-daki ölü, denizde boğulmak üzere olan kimse gibidir, babasmdan, anasından, kardeşinden ve arkadaşlarından gelecek bir düâyı hep beklemekdedir) buyuruldu. Bundan başka, onların ölümünü görerek, kendi ölümünü de düşünmeli. Bütün varlığı ile, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yapmağa sarılmalıdır. Dünyâ hayâtının insanı aldat-makdan başka birşey olmadığını düşünmelidir. Dünyâ kazançlarının Allahü teâlânın yanında az bir kıymeti olsaydı, düşmanı olan kâfirlere ondan kıl ucu kadar vermezdi. Allahü teâlâ, bizi ve sizi, kendisinden başka herşeyden yüz çevirmekle ni’metlendirsin! Yalnız kendisine bağlanmakla şereflendirsin! Bu düâmızı. Peygamberlerin efendisi hürmetine kabûl buyursun «aleyhi ve alâ âlihi ve aleyhim minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ»! Vesselâm, vel ikrâm.
Bir kefendir âkıbet, sermâye-i bey ve fakîr. Varlığa mağrur olan, mecnun değil de, yâ nedir?
limânlar için fâideli olmakdadır. Dahâ ne yazayım? Oğlumuz şeyh Behâeddîn, Allah adamları ile görüşmekden sıkılıyor. Zenginlerle, dünyâya düşkün olanlarla bulunmak istiyor. Onlarla düşüp kalkmanın, insanı felâkete götüreceğini anlıyamıyor. Onların yağlı, tatlı yemeklerinin zehr gibi gönlü öldüreceğini, ahlâkı bozacağını düşünemiyor. Âmân, âmân kötü arkadaşlardan kaçınız! İnsanın dînine, imânına saldıran tatlı dilli, güler yüzlü korkunç düşmanlara aldanmamak için, çok uyanık olunuz. Sahîh olan hadîs-i şerîfde «alâ masdari-hessalâtü vesselâm» (Mal ve mevki’ sâhiblerine, malı için, makamı için alçalan kimsenin dininin üçde ikisi gider) buyuruldu. Mal için, mevki’ kazanmak için, İslâm düşmanlarına eğilenlere, dinlerinden, ibâdetlerinden vaz geçenlere yazıklar olsun! Sonsuz ni’metleri, seâdetleri, birkaç günlük eğlence için elden kaçırıyorlar.

Bu mektûb, Perkene şehrindeki hâkimlerden birisine yazılmışdır. Kalbi, Allahü teâlâdan başka şeylerin sevgisinden kurtarmağı bildirmekdedir:

Hak teâlâ, aşın ve gerici olmakdan kurtarıp orta yolda bulundursun! Bu düâmızı. Peygamberlerin efendisi hürmetine «aleyhi ve alâ âlihi ve aleyhim minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekme-lühâ>» kabûl buyursun! Bize ve size önce lâzım olan şey, kalbimizi Allahü teâlâdan başka şeylere bağlı olmakdan kurtarmakdır. Kalbin bu selâmete kavuşması için, Allahü teâlâdan başka hiçbirşeyi kalbe getirmemek lâzımdır. Kalb, Allahü teâlâdan başka şeyleri öyle unut-malıdır ki, eğer bir kimse, bin sene yaşamış olsa, kalbine hiçbirşey gelmemelidir. Fârisî mısra’ tercemesi:

İş budur, bundan başkası hiçdir!

Buluşduğumuz zeman, bu fakîri okşıyarak, bir işiniz olursa bize yazınız buyurmuşdunuz. Bunun için, başınızı ağrıtıyorum. Şçyh Abdüllah-i Sofi, iyi insanlardandır. İhtiyâçlarını karşılanmak için borca girmişdir. Alacaklılarından yakasını kurtarabilmesi için yardımcı olmanızı dilerim. Vesselâm.
Ne ki kılmış Habîbullah, bize teblig-i ahkâmı Kabûl etdim anı, fimentü billâh ve hikmîllah.
Bu mektûb, hâce Kfisuna yazılmışdır. Bütün varlığmuzla Allahü teâlâya dönmek lâzım olduğu ve bu nfmete kavuşmak için, Nakşiben-diyye büyüklerine sarılmak icâb etdiği bildirilmekdedir:

Hak teâlâ, bu alçak dünyâyı gözünüze aşağı ve değersiz göstersin. Kalb aynanızı, âhıretin güzel cemâli ile süslesin! Bu düâmızı, mi’râc gecesi, kendisinden gözü hiç ayrılmayan, tertemiz Peygamberi hürmetine kabûl buyursun «aleyhi ve alâ âlihi minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ»! Okşayıcı kıymetli mektûbunuz ve yüksek değerli hediyyeleriniz geldi. Lutf eylemişsiniz. Allahü teâlâ, hayrlı karçılıklannı ihsân eylesin! Sevenlerimize ve iyi gözle bakanlanmıza nasihatimiz şudur: Bütün varlığımızla Allahü teâlânın mukaddes zâtına dönmeliyiz! Ondan başka herşeyden yüz çevirmeliyiz! Fârisî mısra’ tercemesi:

İş budur, bundan başkası hiçdir!

Bugün, bu büyük ni’mete kavuşmak için Nakşibendiyyenin bu yüksek yoluna inanmak ve bağlanmak lâzımdır. Bu büyüklerin bir sohbeti ile kavuşulan şeyler, sıkı riyâzetlerle ve ağır mücâhedelerle ele geçemez.

[(Riyâzet) nefsin istediklerini yapmamak, harâmlardan, mekrûh-lardan sakınmakdır. (Mücâhede), nefse ağır gelen, onun istemediği şeyleri yapmak, farzları, sünnetleri, müstehablan işlemek demekdir].

Bu büyüklerin yolunda, sonda kavuşulan ni’metler, başlangıçda yerleşdirilmişdir. Sona varanlann kavuşduklarını, dahâ ilk sohbetde ihsâ^ ederler. Bu büyüklerin yolu, Eshâb-ı kirâmın yoludur. Eshâb-ı kirâm, insanlann en üstününün, dahâ birinci sohbetinde «aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât» öyle ni’metlere kavuşdular ki, ümmetin Evliyâsı, bunlara ensonda belki kavuşabilir. îşte bu, nihâyetin hidâyete yerleşdirilmesidir. Öyle ise, bu büyükleri cân ile^gönül ile seviniz! Çünki, bütün seâdetlerin temeli^sebebi bu sevgidir. Allahü teâlâ, size ve doğru yolda gidenlere ve Muhammed Mustafânın izinde bulunanlara selâmet versin «aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm»!
Mal sâhibi, mülk sâhibi. Hani, bunun ilk sâhibi?

Bu mektûb, şeyh Kebîre yazılmışdır. İ'tikâdı düzeltmek ve sâlih, varar işler yapmak, mukaddes âleme uçabilmek için iki kanat gibidir. Islâmiyyete yapışmak ve hakikat hâllerine kavuşmak, hep nefsin tezkiyesi ve kalbin tasfiyesi için olduğu bildirilmekdedir:

Allahü teâlâ, bizi ve sizi sünnet-i seniyyeye uymakla şereflendirsin «alâ sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye»! Müslimânların birinci vazifesi i’tikâdı düzeltmekdir. Ehl-i sünnet vel-cemâ’at âlimlerinin bı dırdıklenne uygun olarak inanmakdır. Çünki^Cehennemden kurtulacağı bildirilmiş olan bir fırka bunlardır. İkinci olarak, lâzım olan sey, fıkh bililerini öğrenmek ve herşeyi bu bilgiye göre yapmakdır. Ikı kanat gibi olan bu i’tikâd ve amel elde edildikten sonra, mukaddes aleme uçmalıdır. [(Mukaddes) demek aybdan, çirkin, kötü şeylerden uzak, temiz demekdir]. Fârisî mısra’ tercemesi:

İş budur, bundan başkası hiçdir!

Islâmiyyetin emrlerini yapmak ve tarikatin ve hakikatin hâlle-nne kavuşmak, hep nefsin tezkiyesi ya’nî temizlenmesi ve kalbin tasfiyesi ya’nî parlatılması içindir. Nefs temizlenmedikçe ve kalb selamet bulmadık^, hakîkî îmân hâsıl olmaz. Felâketlerden azâblar-dan kurtulmak için, hakîkî îmâna kavuşmak lâzımdır. Kalbin selâ-metı için Allahü teâlâdan başka hiçbirşeyin kalbe gelmemesi lazımdır. Bin sene yaşamış olsa, kalbe hiçbirşey gelmemelidir.

(Fenâ) denılmışdir. Bu yolun basamaklanndan birincisi, fenâ basamağıdır. Fenâ makâmına kavuşulmadıkça, hiçbirşey elde edilemez evveliniz ve sonunuz selâmet olsun!

duyulmaz) demişlerdir. Çünki, bütün maddeler ve gökler ve Arş ve Kürsî kalbde bulunmakdadır. Mekânlı ve mekânsız, maddeh ve mad-desiz herşey kalbde bulunmakdadır. Kalbde, mekânsız, maddesız, herşey bulunduğuna göre. Arşın ve Arş içinde bulunanlann kalMekı yeri ne kadarcık olabilir? Çünki. Arş çok büyük ise de, maddeden yapılmışdır ve mahlûkdur. Mekânı olan ya’nî maddeden yapılmış olan birşey ne kadar geniş olursa olsun, mekânsız olanın yanında çok
Tesavvuf büyüklerinden, sahv sâhibi olanlar, ya m sekrden kurtulmuş olanlar «kaddesallahü teâlâ esrârehüm» böyle sözlenn, sekr sözü olduğunu bildirmişlerdir. Sekr hâlinde olanlar, bir şeyin kendisi ile görünüşünü birbirinden ayıramaz. Görünüşünü kendisi sanır. Arş, tâm zûhura kavuşmakdadır. Kalbe yerleşmez. Kalbde yerden, arşın kendisi değildir. Örneğidir, görüntüsüdür. Bu omeğın kalbden çok küçük olacağı meydanda birşeydir. Çünki kalbde böyle sayısız örnekler vardır. Gök, başka şeyler gibi aynada görününce, ayna gökden dahâ genişdir denilemez. Evet, aynadaki gökün gorunt^ü aynadan küçükdür. Fekat bundan, gökün kendisinin de aynadan küçük olması lâzım gelmez. Bunu başka bir misal ile de açıklıyalım. İnsanda toprak maddeleri vardır. Bunun için, insan yer yüzünden dahâ büyükdür denilemez. Hattâ yer küresi yanında, insanın büyüklüğü, hiç denecek kadar küçükdür. Birşeyin nümûnesını, örneğim, o şeyin kendisi sanmak, bu yanlışlığa yol açmakdadır.samsung note 4 sizin icin sundu.


samsung note 4

samsung note4

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder